On Eylül

Türkiye Felsefe Kurumu kuruluşunun 15. yılı nedeniyle İstanbul Belediyesi Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nda ‘Cumhuriyet Türkiye’sinde Felsefe ve Son On Beş Yılı’ konulu bir dizi seminer düzenledi. 25-26 Aralık 1989 tarihleri arasında gerçekleştirilen seminerler, TFK Başkanı Prof. Ionna Kuçuradi’nin açış konuşması ile başladı.

Belirlenen 16 bildirinin okunabilmesi için 4 oturum ve tartışmalar için de 2 yuvarlak masa düzeninde planlanan dizi, çağrılı bulunan 33 felsefeci, bilim adamı ve konuşmacıdan 5’inin gel(e)memesi nedeniyle 28 katılım gerçekleşti.

İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesinin açtığı bu Kampanyayı desteklerken, okurlarımızın halen Gaziantep Cezaevi'nde bulunan Akif Özdemir'le doğrudan yazışmalarını da diliyoruz.

11 Mayıs 1981'de Adana Polis Koleji'nde gördüğü işkenceler sonucu kaburgaları kırılmış ve ciğerlerinin bir kısmı ameliyatla alındıktan sonra o günden beri yarım adam olarak 9 yıldan bu yana inatla yaşam savaşı veren, tüm başvuru ve çabalarına rağmen adeta ölüme terk edilerek tedavisi yapılmayan AKIF OZDEMIR, onurlu yaşamını noktalamak üzeredir.

TAKRİR-İ SÜKUN KANUNU ÜZERİNE

I*

4 Mart 1925 'te İsmet İnönü
Hükümeti tarafından Türkiye Büyük
Millet Meclisi'ne sunulan tek
maddelik Takrir-i Sükûn Kanunu

İrticaya ve isyana, memleketin sosyal düzeninin ve huzurunun ve sükûnunun ve güvenliğinin ve asayişinin bozulmasına sebep olacak bütün kuruluşları, kışkırtmaları, davranışları ve yayınları, hükümet cumhurbaşkanının onayı ile, kendi başına ve idari olarak yasaklayabilir.

"Ölümünün 27. yılında Nazım Hikmet'i saygıyla anıyoruz."

Türkiye komünist ve işçi hareketinin seçkin adı, büyük şair Nazım Hikmet 3 Haziran 1963'te Moskova'da öldü. Ölümünün 27. yılında Nazım Hikmet'i saygıyla anıyoruz.

Nazım 1902 yılında Selanik'te doğdu, iyi bir öğrenim gördü. Birinci Dünya Savaşından sonra emperyalistlerin işgaline uğrayan Türkiye'nin özgürlük ve direniş ruhunu yansıtan şiirleriyle ünlenmeye başladı.

"NE YAPMALI" ÜZERİNE KISA NOTLAR
M. DENİZ

10 Eylül'ün Nisan sayısında öne sürdüğü "Ne yapmalı" başlıklı yazı, yaşadığımız sürece ve bu sürecin devrimci bir tarzda aşılmasına ilişkin önemli saptamalarda bulunuyor. Bunlara değinmeden önce "10 EYLÜL"ün hangi misyonla yola çıktığına değinmek istiyorum.

Tarsus Belediyesinin organize ettiği, ilki geçen yıl, ikincisi de bu yıl 29.5.1990-1.6.1990 tarihleri arasında düzenlenen "Gençlik Günleri" geçen yıla oranla oldukça sönük geçti.

Sönük geçmesinin nedeni, gençliğin böylesine bir organizasyona karşı duyarsız olduğundan değil, Belediye'nin yetersiz ve plansız çalışmasıyla, "her şeyin en iyisini ben bilirim" mantığından kaynaklandı.

Son günlerde gazetelerin manşetleri, memurların hükümetin maaşlarına yaptığı %25 zamma karşı tepkileriyle dolu.

Temel Demirer

Değerli Arkadaşlarım,

Y.B.T.D.G'ince düzenlenen tartışmamızın konusu "Marksizm ve Günümüz Dünyası". Bocholt toplantılarındaki genel konsensusun eğilimince saptanan bu konuya, "kerhen evet" dediğim için, benim itirazım olacak. Öncelikle konuşmama bunu açıklıyarak, kimilerine bir hayli "şekli"de gelse, önemine şiddetle inandığım itirazımı burada dile getirerek, başlamalıyım: Benim açımdan bu konunun alanı "M-L ve Günümüz Dünyası"dır.

Yaşamını işçi sınıfının savaşımına adamış bir işçi lideri olan Kemal Türkler 10 yıl önce 22 Temmuz günü faşist çetelerce katledildi. Bu planlı ve ülkeyi faşist bir diktatörlüğün karanlığına götürmeyi hedefleyen, bunun için de komünistleri, işçileri, bilim adamlarını, demokrat ve aydınları katletmekten çekinmeyenlerin işlediği cinayet faşizmin 12 Eylül'e giderken izlediği kanlı yolun köşe taşlarından biriydi.

1960 yıllarında işçi sınıfı mücadelesinin gelişmesi zamanın iktidarını 1963 yılında Grev ve Toplu Sözleşme Yasası'nı çıkarmaya itti. Bu yasanın çıkmasından sonra işçi sınıfı grev ve toplu sözleşme haklarını kullanarak toplu sözleşmeleri zorlamaya başladı. Grevlerin yaygınlaşması, işçilerin mücadelesinin yükselmesi karşısında Türk-İş açıktan açığa grev kırıcılığı yapmaya başladı. Bir yandan mücadelenin yükselmesi, diğer yandan Türk-İş'in grev kırıcılığına yönelmesi 1967 yılında DİSK'in doğuşunun zemini olgunlaştırdı.

İçeriği dağıtıma sok
.